SON ZİYARET -Hikaye-
SON
ZİYARET
Bursa’da
Mustafa Kemal rüzgârı esecekti. Bu son gezi Bursa’ya yaptığı on yedinci
geziydi. 1 Şubat 1938 günü Gemlik Sunğipek Fabrikası ile Bursa Merinos
Fabrikasının açılışlarını yapmak üzere Yalova’dan yola çıktı. Yanında ise
Başbakan Celal Bayar, İçişleri Bakanı Şükrü Kaya, Bayındırlık Bakanı Ali
Çetinkaya, Ekonomik Bakanı Şakir Kesebir, 1. Ordu Komutanı Orgeneral Fahrettin Altay
ve sınıf arkadaşı Emekli General Ali Fuat Cebesoy bulunuyordu. Önce Orhangazi
ilçesinde durdular. Cumhurbaşkanı etrafını saran halkla görüştü. Daha sonra
yola devam edildi, saat 15.00 sıralarında Gemlik’e varıldı. Gemlik halkı
heyecanla onun gelmesini bekliyordu. Nihayet gelmişti. Fabrikanın açılışından
önce bir konuşma yaptı Atatürk ve fabrikanın onur defterine şöyle yazdı:
“1.2.1938
Sümerbank
Sunğipek Fabrikası’nın ziyaretinden duyduğum bahtiyarlık büyüktür. Bu değerli
kurumun, millet için kutlu olmasını dilerim.
K.
ATATÜRK”
Atatürk
ve yanındakiler yol boyunu dolduran binlerce yurttaşın sevgi gösterileri
eşliğinde Bursa’ya hareket ettiler…
O gece
Bursa, tarihinin en mutlu dönemlerinden birini yaşamış olmalıydı çünkü Türk
Devrimi’nin ilk mesajlarını Bursa’dan veren, Bursalılar arasında mutluluk
duyduğunu söyleyen Atatürk yeniden Bursa’daydı işte. Peki ya bu gezinin son
gezi olduğunu biliyorlar mıydı? Hayır bilmiyorlardı. Ama galiba o bunu
biliyordu…
1 Şubat
gecesi Atatürk ve yanındakiler Çelik Palas’ta hep beraber sofradalar. Onun
sofrası geleceğin düşünüldüğü, yeni politikaların üretilmesine yönelik
görüşlerin açıklandığı çok tartışılan forumlardır. Bazıları onun sofrasını
“içki sofrası” olarak nitelendirse de o doktorların önerileri gereği artık içmemektedir.
Bursa
ziyaretinin ikinci günü 2 Şubat Çarşamba Merinos Fabrikasının açılışı bugün
yapılacaktır. Fabrikanın temeli 2yıl 2 ay 4 gün önce dönemin başbakanı İsmet
İnönü tarafından atılmıştı. Bu büyük yatırımın yapım işini Ünlü işadamı ve
girişimci Nuri Demirağ üstlenmişti. Hava hafif yağmurlu ve sisliydi buna rağmen
Çelik Palas’tan Merinos’a kadar her yer çok kalabalıktı saat dörde doğru halk,
askeri birlikler, okullar ve köylerden gelen atlılar da yerlerini almıştı.
Saatler dördü gösterdiğinde Atatürk ve yanındakiler Çelik Palas’tan otomobiller
ile Merinos’a doğru yola çıktılar. Yol boyu halkın gözü Atatürk’ün arabasından
ayrılmadı. Halkın gösterileri arasında Merinos Fabrikası’nın kapısına kadar
geldiler otomobillerden inerek konferans salonuna geçtiler. Atatürk, Başbakan
Celal Bayar, İçişleri Bakanı Şükrü Kaya, Bayındırlık Bakanı Ali Çetinkaya,
Ekonomi Bakanı Şakir Kesebir ve öteki konuklar halkın gösterileri arasından
geçerek giriş kapısına kadar geldiler. Otomobillerden inerek Konferans
Salonu’na geçildi.
Kısa bir
dinlenmenin ardından Bursa Belediye Başkanı Neşet Kipler söz alarak şunları
söyledi:
“Bursa
belediye Başkanı olarak Bursalılar adına ulu önderimizi içten gelen bir sevgi
ve sonsuz bir saygı ile selamlarken, bu mutlu günde Merinos Fabrikası’nın Ulu
önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün uğurlu eliyle açılış töreninin yapılması.
Bursalılar için sevinçli ve çok mutlu bir gün olmakla beraber, bu açılan
fabrikanın yakın gelecekteki parlak başarıları için güzel bir işarettir…”
Belediye
Başkanı Neşet Kiper’in söylevinden sonra ise Başbakan Celal Bayar söz aldı ve
konuşma yaptı. Bayar’ın konuşmasından sonra ise yeniden otomobillere dönerek
fabrika içindeki yoldan ana kapıya geldiler. Burada Sümerbank Genel Müdürü
Nurullah Esat Sümer Atatürk’e üzerinde S ve B harfleri bulunan bir anahtar
verdi. (Sümer ve Bank’ın baş harfleri) Atatürk de anahtarı kapının kilidine
soktu, çevirdi ve kapı açıldı.
Aynı
anda fabrika çalışmaya başladı…
Daha
sonra Atatürk ve yanındakiler, fabrikanın bütün ünitelerini gezdiler. Kendilerine
Fabrika Müdürü Ömer Lütfü Merinos eşlik etti, sorularını cevapladı, işleyiş
hakkında bilgi sahibi olmalarını sağladı.
Atatürk,
özellikle makinelerin çalışma düzeni konusunda derinlemesine bilgiler aldı. En
küçük ayrıntıya varıncaya dek, incelemeler yaptı, sorular sordu. Fabrikanın
içindeki incelemesinin ardından yönetim katına çıkarak burada kısa süre
dinledi. Ardından fabrikanın onur defterine şu satırları yazdı:
“Sümer
Bank Merinos Fabrikası, çok kıymetli bir eser olarak milli sevinci arttıracaktır.
Bu eser yurdun, hususiyetiyle Bursa bölgesinin endüstri inkişafına ve büyük
milli ihtiyacın giderilmesine yardım edecektir. Eserin başarılmasından Ekonomi
Bakanlığı’nı tebrik ederim. Sümer Bank Direktörlüğüne teşekkür ve fabrikayı,
gördüğüm gibi yüksek bilgi ve tam düzenli idarede direktörüne başarılar temenni
ederim. K. ATATÜRK”
Onur
defterinin imzalanmasının ardından Atatürk ve yanındakiler halkın sevgi
gösterileri arasında usulca Merinos’tan ayrıldılar ve otomobilleriyle Çelik
Palas’a gittiler.
O gece
Bursa’da bulunan atlı köylüler de, görkemli bir fener alayı düzenlediler.
Farklı sayılardan oluşan gruplar halinde Çelik Palas’a gitti atlı köylüler,
gösteriler yaptılar, tüm hünerlerini sergilediler. Atatürk bu yapılanlardan
oldukça memnun kalmıştı. Çelik Palas’ın balkonuna çıkarak onları selamladı.
Kalabalık:
”Yaşa, var ol!” diye haykırıyordu balkondaki Atatürk’e
Atatürk
ve yanındakiler akşam yemeğini zaten Çelik Palas’ta yemişlerdi ancak Bursa
Belediyesi bu değerli konukların onuruna belediye binasının üst kat salonunda
bir balo düzenlemişti. Atatürk gece saat 22.30 sularında Bursa Belediyesi’ne
gelerek baloya katıldı. Yıllar sonra “Son Balo” olarak tarih sayfalarında
yerini alacak o baloya…
Onun
balo salonuna girişi ve coşkulu alkışların ardından Dönemin Bursa Belediye
Başkanı Neşet Kiper, Atatürk’ün bir zamanlar belediye tarafından kendisine
armağan edilen Çekirge Caddesi’ndeki köşk ile Çelik Palas’taki hisselerini
belediyeye devrettiği konusundaki mektubunu okudu.
Mektup
şöyle idi:
(…)
Bursa
kaplıcalarının büyük ve medeni ihtiyaçlarının birini karşılayan Çelik Palas
Oteli’nin Bursa’ya daha fazla inkişaf edebilmesini temin için bu otelin ait
olduğu şirketteki (34.840) Türk lirası hissemi, Bursa Belediyesi’nin (1923)
tarihinde bana hediye etmiş olduğu otel bahçesine muttasıl köşkü de bütün
müştemilatı ile Belediye’ye hibe ettim…
K.
ATATÜRK
Bu
mektubun balo salonunda okunması yoğun bir alkışa neden oldu. Balo bu alkışlar
eşliğinde sürmeye devam etti. Atatürk bu alkışlar ve davetliler arasında
bulunan Avukat Hulusi Köymen ortaya çıkarak sevgi dolu söylemleri ile Atatürk’ü
Bursa ve Bursalılarla ilgili düşüncelerini açıkladığı kısa bir konuşma yaptı.
Bu onun Bursa’daki son konuşmasıydı. Balo geç saatlere kadar sürdü. Davetliler
Atatürk ile aynı salonu paylaşmaktan gurur duyuyorlardı. Onunla konuştular,
sevgilerini ve saygılarını sundular. Bursalılar dikkat çekici derecede bir
misafirperverlikle ağırladı atalarını. Kaldı ki iki taraf için de unutulmaz bir
gece olmuştu. Bu balo geç saatlere kadar sürdü. Atatürk ise bu son balosunda,
yaşama sımsıkı bağlı bir genç gibi eğlendi, dans etti ve dans etti…
Gecenin
ilerleyen saatlerinde üzerindeki şık ceketi usulca çıkardı, piste yürüdü ve o
geceye damga vuracak bir şey yaptı
Tek
başına zeybek oynadı.
Oynadığı
bu zeybek ileride bu geceyi anlatan önemli bir belgesele isim olacaktı.
Gece
yarısından sonra ise Çelik Palas’a dinlenmeye çekildi. Ama ortada korkunç bir
gerçek vardı. O, artık hastaydı…
3 Şubat
1938 sabahı Bursa Belediyesi adına Mümtaz Sokullu, Dr. Edip Rüştü Akyürek ve
Nurettin Öğünç’ten oluşan bir kurul, Çelik Palas’ta kalmakta olan Atatürk’ü
ziyaret ederek Bursalıların şükranlarını sundu
Atatürk
öğleden sonra 15.00’te İstanbul’a gitmek üzere otomobil ile Mudanya’ya hareket
etti. Konuklar Mudanya’ya değin uğurlandı. Bursa-Mudanya yolu boyunca, köylüler
ve askeri birlikler Büyük Atatürk’ü son kez selamladılar. Mudanyalılar ona son
kez sevgilerini gösterdiler. Atatürk hasta olmasına karşın otomobilden inerek
halkın arasına karıştı. Sanki bir veda töreniydi bu…
Kalabalık,
onun ellerini öpmek için birbiriyle yarışırken o buğulu gözleriyle halkını
izliyordu. Bir süre sonra Mudanya iskelesinde bekleyen Ege vapuruna geçildi.
Gece saat 21.30’da vapurun orkestrasının çaldığı müzik eşliğinde yemek yenirken
Atatürk aniden sancılandı ve kamarasına çekildi. Çocukluk arkadaşı Ali Fuat
Cebesoy’u yanına çağırdı. Cebesoy onu yalnız bırakmayacağını söyledi. Atatürk
eski arkadaşının kollarında uyuyakaldı.
Atatürk
bu son Bursa gezisinin ardından bir süre dinlendi ancak öylesine enerji
yüklüydü ki, 19 Mayıs 1938’de Gençlik ve Spor Bayramı törenlerine katılmaktan
başlayarak, yine eylemli bir yaşama biçemine dönmek istedi. Ama “naçiz vücudu”
bu baş döndürücü eylem temposuna dayanamıyordu. Türklerin babası Mustafa Kemal
Atatürk acı sona doğru ilerliyordu…
5
Eylül’de vasiyetini yazdı,
26-27
Eylül gecesi hafif bir koma atlattı,
17
Ekim’de ilk ciddi komaya girdi, 19 Ekim’de açıldı,
8
Kasım’da ikinci ağır komaya girdi, Yalnızca bir kez derin koma halinden ayrıldı
ve yorgun sesiyle sordu: “Saat kaç?”
Takvim
yaprakları 10 Kasım 1938’i gösteriyordu…
Yorumlar
Yorum Gönder