Kayıtlar

Nisan, 2025 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Martı-Şiir-

 MARTI Bir martıyım ben özgürce uçan Bir martıyım ben, balık yiyen bir martı Bir martıyım ben toz toprak yutup hasta olan Ama asla pes etmeyen bir martı Bir martıyım ben kimliği belirsiz, sahipsiz Bembeyaz, tertemiz bir martı Bir martıyım ben Rusya semalarında uçan Bir martıyım ben Çehov'un, Nina'nın martısı Işık Kaplan 9C 607

Eşsiz Sanat Anadolu -Deneme-

  Eşsiz Sanat Anadolu Anadolu'muz 7 Bölge 81 İl 85 milyon farklı insan her dönemi, her yüzyılı buram buram sanat kokan Anadolu. Ne ararsan var! Halk oyunları, resim, çini, minyatür, heykel, mimari, tiyatro, müzik, sinema... Anadolu insanı hepsinde var. Osmanlı'dan beri sanat önemlidir bu coğrafyada. Kimse iddia edemez Anadolu'nun sanatsız bir yer olduğunu. Anadolu tek başına bir sanattır. Zaten Anadolu insanı beceriklidir. Halleder mutlaka. Batı'dan da etkilenir ama kendini geliştirecek kadar. Özünü unutacak kadar değil. Çünkü bilir her şeyin fazlasının zarar olduğunu. Atalarından öğrendi. Büyükler, çocuklara, torunlara öğretir ne ile uğraşıyorsa, eski sanatları, zanaatları böyle koruruz. Dededen toruna. Çini isterim dersen İznik'tesin. Mimari istiyorum dersen İstanbul. Çömlekçilik göreceksen şayet İç Anadolu, Kızılırmak tarafına gideceksin. Sanat her yerde buralarda bakmayı değil, görmeyi bileceksin. Bakmakla görmek aynı şey değil en nihayetinde. Bakan yalnız bir ü...

NEVRUZ İNFOGRAFİĞİ

Resim
 

YOLCULUK -Hikaye-

  YOLCULUK Günlerden çarşamba dışarıdaki yağmur çok kuvvetli, camlara çarparak sesler çıkarıyor. Her ses birbirinden farklı bir tınlamaya sahip birleştiklerinde ise bir melodi oluşturuyorlar, aynı insanlar gibi insanların hiçbiri birbirine benzemez fakat bir araya geldiklerinde müthiş bir şarkı oluştururlar. O sabah Görkem istemeyerek yatağından kalktı. Okula gitmeyi hiçbir zaman sevmemişti ve sevmeyecekti. Okul kısıtlayıcıydı onun için. İstediğini düşünemez, istediğini yazamaz, sadece ona verilen görevleri yapmakla yükümlüydü. Ruhu sansürlenirdi o kapıdan girdiğinde ve bu yüzden kendini yeterince iyi ifade edemiyordu. Yine böyle yağmurlu bir İstanbul sabahına uyanmıştı. Mecburen kalktı, giyindi annesinin hazırladığı kahvaltı sofrasına oturdu. Görkem aslında kahvaltı yapmayı sevmezdi uyanır uyanmaz yemek yemeği aceleci bulurdu fakat tabi ki okul saatleri Görkem’i daha uyanamadan yemek yemeğe zorluyordu. Annesine baktı ve göz kırptı bu günaydın demekti. Kahvaltı işini aradan çıkar...

SON ZİYARET -Hikaye-

  SON ZİYARET Bursa’da Mustafa Kemal rüzgârı esecekti. Bu son gezi Bursa’ya yaptığı on yedinci geziydi. 1 Şubat 1938 günü Gemlik Sunğipek Fabrikası ile Bursa Merinos Fabrikasının açılışlarını yapmak üzere Yalova’dan yola çıktı. Yanında ise Başbakan Celal Bayar, İçişleri Bakanı Şükrü Kaya, Bayındırlık Bakanı Ali Çetinkaya, Ekonomik Bakanı Şakir Kesebir, 1. Ordu Komutanı Orgeneral Fahrettin Altay ve sınıf arkadaşı Emekli General Ali Fuat Cebesoy bulunuyordu. Önce Orhangazi ilçesinde durdular. Cumhurbaşkanı etrafını saran halkla görüştü. Daha sonra yola devam edildi, saat 15.00 sıralarında Gemlik’e varıldı. Gemlik halkı heyecanla onun gelmesini bekliyordu. Nihayet gelmişti. Fabrikanın açılışından önce bir konuşma yaptı Atatürk ve fabrikanın onur defterine şöyle yazdı: “1.2.1938 Sümerbank Sunğipek Fabrikası’nın ziyaretinden duyduğum bahtiyarlık büyüktür. Bu değerli kurumun, millet için kutlu olmasını dilerim. K. ATATÜRK” Atatürk ve yanındakiler yol boyunu dolduran binlerce yu...

TELMİH-Hikaye-

    TELMİH Otogarın dondurucu soğuğu, diğer muavinlerin bağırışları ve seyyar satıcılar hepsi Senem’in kulağında yankılanıyordu. Alışmıştı artık işteki ikinci yılıydı. Beklenmedik şekilde şoför yanına yaklaştı ve şöyle dedi: -Günaydın Senem. -Günaydın Osman Abi -Bu sefer yol uzun, şirket ikram almış onları orta kapının oradaki bölmeye yerleştirdim Polatlı’ya gelince dağıtırsın. -Polatlı geç değil mi ikram için? -Değil değil sabah trafiğine kalırız gibi görünüyor. Merkeze gitmemiz en iyimser kırk beş dakika. -Anladım, kalkış saati geldi sayılır ben yolcuları çağırayım. Otogardaki tüm bağırışlara bir de Senem’in bağırışları eklenmişti. “Ankara, Ankara, İstanbul-Ankara” diye inliyordu otogar. Son yolcuların da yerini aldığını teyit ettikten sonra muavin koltuğuna doğru ilerlemeye başladı ancak orta kapıda çok tanıdık bir sima ile karşılaştı, Muavin Deniz. Tüm yolcular ve şoförlerin nefret ettiği dünyanın en kaba muavini olabilirdi bu adam. Yol boyu hiç susmaya...